Bandıca, Delemenler, Hacıaliler ve Gülenyaka |
|
Bandıca, Delemenler, Hacıaliler ve Gülenyaka - (11.8.2006) |
I.
Bandıca, Delemenler, Hacıaliler ve Gülenyaka yolda tabelada okuduğum birkaç isim..Artık benzin istasyonları da geride kaldı.İngilizcenin buralara tırmanamıyor olması ne güzel...
Dağları ve ormanı inceden bir yağmurla tırmanıyor toprak yol.Oysa birkaç saat sonra anlayacaktım bir dağı değil, gizli bir sızının bağrına tırmandığımızı, kapanmayan ama ille de temiz bir yaraya yol aldığımızı...
II.
1800 metre yükselti, izmir e 3 saat mesafede; bu ölçülebileni bir de hissedileni var, insanın içini de oyan; sanki everest, sanki orta asyanın en uzak içi o denli yalnız o iki ev; babanın ve büyük oğlun evi, 2 de hayvan damı, mahalle deniyormuş köyde böyle 2 şerli 3 erli evlere.Hava karardı yağmurla kar arası... Soğuk da...
III.
Yamacın eşiğindeki evden bahçeye 2 çardak uzatılmış altında tahta masalar az ötede kazanlar, yemek veriliyor. Bize içeri hazırlamışlar, sininin etrafına bağdaş kurup oturduk, zor sığıştık dizlerimiz birbirine değiyor, ortak tabaklara kaşık sallarken, dirseklerimiz birbirine çarpıyor. Paylaştığımız yemek değil sadece, yanımdaki omuzun sıcaklığı, aynı ekmeğe dokunmak...Meğer kalbim ne kadar da üşümüş...
IV.
Hava daha çok yağıyor...
Köylüler naylondan bir çardak daha yapıyor, hayat bilgisi kitaplarından hatırladığım “imeceâ€? bu olmalı, doğaya yenilmek yok herkes yemek yiyecek..Ben içeri girerken dışarıda 20 kişi ya vardı ya yoktu ama şimdi öyle kalabalık ki bu dar düzlük. Bir köylünün deyimiyle “adam yıkılıyorâ€?, dağlardan yamaçlardan insan akıyor çoluğuyla çocuğuyla, sanki ormanın ağaçları insan oluverdi...
“Nerden geliyor bu kadar insanâ€? dağlardaki uzak ışıkları gösteriyorlar “bütün mahallelerdenâ€?, “uzak köylerden geliyorlarâ€? komşuluk bu olsa gerek. Gelene hemen yer bulunuyor yemekleri önüne konuyor, o bitiriyor hemen bir başkası oturuyor bazı kadınların kucağında battaniyelere sardıkları bebeleri de var, bütün dağın insanları o gece orda soğuğa ve çamura aldırmadan..Sayamıyorum 500 kişiden fazla olmalı yemek yiyen sayısı...ve çalgılar henüz çalmaya başlamamış , bir kaset koymuşlar yüksek sesle dağlar yankılanıyor “küstümmm, küstümmmâ€? arabesk ama bir o kadar da gerçek; devlet buralara kaç yüzyıldır küs...
Mustafa üniversite mezunu, “ben okula giderken elektrik yoktu, gaz lambası vardı, 2001 de geldi buraya elektrikâ€? diyor şaşırıyorum..Baba ısrar etmiş köyde de düğün yapalım diye gelin şehirli de olsa tahsilli de olsa, gocunmamış razı olmuş sonuçta aşk bu...
Ve şimdi, insanın doğaya terk edildiği, belki bunun için de kirlenmediği bu dağ başında “tertemiz bir harmandalıâ€? çalıyor; annem, damat ve yeğenim harmandalı oynuyor, gökte yıldız yokmuş, soğukmuş, yer çamurmuş ne çıkar, sağım solum güneş kaynıyor..
V.
Artık gidiyoruz, köylüler uğurluyor.Mustafa yı öperken kulağına eğiliyorum
“ kız kardeşim sana emanetâ€?
Anadolu senin ellerinden öpüyorum..